KISKANÇ OLMAK…
Kıskançlık doğal bir duygu olmakla beraber ilişki içerisinde ilişkiyi yıpratıcı, karşı tarafı hapsedici, kontrol etmeye çalışıcı bir güce sahiptir.
Kıskanç insan gittikçe artan güçsüzlük duygusunu yenmek ve olmayan öz güvenini sağlamak için eşini duygusal kıskaca alarak onu kendine yakın tutmaya çalışır.
Sürekli sorgulamalar, eşin özel eşyalarının karıştırılması, sadakat garantisi istemek, suçlayıcı tavırlar, gizli takipler vs ile karşı tarafın iradesinin yerine kendi iradesini koymaya çalışan kişi, karşı tarafı denetimi altına almaya çalışır.
Bu ve benzeri davranışlar zamanla kıskanç bireyin hem kendisinden hem de karşı taraftan nefret etmesine neden olacaktır. “Onun yüzünden böyle davranıyorum” diyerek karşı tarafı suçlayacak, “ Kendime güvenim neden yok” diyerek de kendisini suçlayacaktır.
Dolayısıyla kıskançlık bir ilişkiyi besleyen değil, ilişkiyi yaşayan tarafları birbirine düşman eden bir duygudur ve yakın ilişkilerde “kaygıyı besleyen / ilişkiyi terörist yapan” önemli taktiklerden biridir.
Çoğumuzun tapındığı “Seven kıskanır” zihniyeti ise kıskançlık olgusunu normalleştirdiği için ilişki içerisinde tarafları er ya da geç çıkmaza sürükleyecektir.
Kıskanan için belirsizlik tahammül edilmez bir şeydir. Bu yüzden çoğunlukla kıskanılan kişi çeşitli yollarla gözlenir, ayrıntılar atlanmaz. Tüm belirsizlikler çözümlenmeye çalışılır. Kıskanç bireyler bunu kontrol edemediklerini, genelde ilişkilerinde ihanete uğradıkları için böyle davrandıklarını, karşı tarafı çok sevdiklerini, onsuz yaşayamayacaklarını ve onlarında kendileri olmaksızın yaşamaması gerektiğini söyleyen, karşı tarafa kendi olma hakkı tanımayan, egosantrik bireylerdir. Ancak bu özellikleriyle yüzleşemedikleri için davranışlarının sorumlusu olarak karşı tarafı gösterirler. “O güvenilmezdir, kışkırtıcıdır, bir şeyler karıştırıyordur”
Kendimizle güvenli olmayı öğrenerek ve öğreterek ,bizi kıskançlık tuzağına düşürmeye çalışanlarla mücadele edebiliriz. Aksi halde davranış ve duygularımızın sorumluluğunu partnerimize veya bir şeye yüklediğimizde yaşayacağımız acılarla baş etmek durumunda kalabiliriz.
Sahiplenicilik kıskançlık duygusunun çıkış noktasıdır. Oysa ki sahiplenici sevgi gerçek sevgi değil, "ihtiyaç"tan kaynaklanan sevgidir Sahiplenirken değişimi engellemeye ve her şeyi olduğu gibi tutmaya çalışırız.
Sevdiğimiz insanları ve şeyleri rahat bırakmalı, tüm ihtiyaçlarımızı karşılamalarını beklememeliyiz. Başkalarına ne kadar az ihtiyaç duyarsanız onlar sizinle daha çok beraber olmak isteyeceklerdir.
Belki size tuhaf gelecek ama; ne kadar az sahiplenirseniz o kadar çok sevilirsiniz!
Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle.
Psikolog Ahmet CAN
psikoloğumuza danışmak için sorunlarınızı ahmetcan6358@hotmail.com e-mail adresine iletebilirsiniz
(2010-01-18 20:31:23) 269 kez okundu.