Devletin Parası Bol Galiba
Enerji sarfiyatı, Devlet ve her şirket için en önemli maliyet kalemlerindendir.
Boşa kullanılan elektrik, su ve benzeri kaynaklar sadece gereksiz masraf anlamına gelmekle kalmayıp, küresel ısınmaya da olumsuz anlamda katkıda bulunuyor.
Oysa basit önlemlerle hem masrafları kısmak, hem de çevresel maliyeti azaltmak mümkün.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi'ne (EİE) göre, bina sektöründe yüzde 30, sanayi sektöründe yüzde 20 ve ulaşım sektöründe yüzde 15 olmak üzere, 4 Keban Barajı inşa edebilecek kadar enerji tasarrufu potansiyeli bulunan Türkiye, değeri yaklaşık 5 milyar dolar olan bu potansiyeli hayata geçirebilecek adımları hâlâ atamadı.
2007'de çıkan "Enerji Verimliliği Kanunu" ile enerji tasarrufunu gerçekleştirme yetkisi alan toplam 5 adet Enerji Verimliliği Danışmanlığı (EVD) şirketi de, mevcut potansiyeli ekonomiye kazandırmakta zorlanıyor. EVD tescilli şirketlerin yetkilileri, müşteri bulmakta sıkıntı yaşadığını vurgulayarak, "İşletmeler bu konuda henüz bilgisiz ve vurdumduymaz. Denetimler de yetersiz. Ancak her geçen gün şirketlerin aleyhine işliyor. Çünkü, yaptığımız etütlerle bir şirkete yüzde 10 ile yüzde 40 arasında enerji tasarrufu sağlayabiliyoruz" diyor. Üstelik şirket 3 yıl içinde enerji yoğunluğunu en az yüzde 10 azaltırsa enerji giderinin bir kısmı devlet tarafından karşılanıyor.
Makine Mühendisleri Odası'nın verilerine göre de, son 5 yılda Türkiye'nin birincil enerji tüketimi yüzde 35, elektrik enerjisi tüketimi de yüzde 43 arttı. Bu dönemde enerjide dışa bağımlılık oranı ise yüzde 75'e ulaştı. Oysa enerji verimli kullanılırsa, imalat sanayinde enerji maliyetleri yüzde 8 ila 50 arasında azaltılabilir.
Yukarıdaki teknik rakamları inceledikten sonra enerji tüketiminde tasarrufun en önemli öğe konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.
Şirketler bu enerji tüketimindeki tasarrufa harfiyen uyma konusunda gösterdikleri hassasiyete devletin uyduğunu söylemek oldukça zor, her konuda olduğu gibi devletteki tasarruf anlayışı özel şirket yönetimlerinin çok gerilerinde bulunuyor.
Özel şirketler, tasarruf ampullerini kullanmaya başlayalı 10 yıldan uzun zaman geçmesine rağmen devlet ancak 2007 yılında kullanmaya başladı.
Ürettiğimiz enerjiyi tabiî ki iş, ev imalat, sanayi vb. birçok yerde tüketeceğiz ama aslolan enerjiyi verimli kullanmak ve israf etmeden tüketmektir, kısıtlı kaynaklarla pahalı olarak üreterek bir kısmını da yurt dışından ithal ederek elde ettiğimiz enerjiyi mümkün olabilecek en verimli ve en tasarruflu biçimde kullanmak hem devletin hem özel şirketlerin hem de tüm ev kullanıcılarının önemli görevi olmalıdır.
Sizden ricam bir sabah hava aydınlandıktan sonra kalkın mümkünse güneş doğmamış olsun sokağınıza caddenize bakın sokak lambalarının hala yandığını göreceksiniz.
Bu şekilde pek çok kez tesadüf ettim bu duruma önceleri bilmeden yada bir memurun işgüzarlığı sonucunda unutulduğunu düşündüm ama her gün aynı şeyle karşılaşınca bunun bilerek yapıldığını gördüm. Oysa sokaklar tamamen aydınlık olduğu halde sokak lambalarının tamamı yanıyor hatta bu durum güneş doğduktan sonra bile devam ediyordu.
Kış aylarında hava kararmadan, sokaklar hala çok aydınlıkken bile sokak lambaları yanmaya başladığını, güneş doğduktan sonra bile söndürülmediğine pek çok kez şahit oldum.
Tasarruf tasarruf diye ortalığı inlettiğimiz bu günlerde en azından akşam erken yanmasından ve sabah geç söndürülmesinden dolayı en az 3 saat sokak lambaları fazladan yanmaktadır.
Sokak lambaları büyüklüklerine göre 60-100 w elektrik harcamaktadır. Sadece Antalya’da bulunan sokak lambası sayısını düşünerek bu sayıyı tüketimle çarparsak sokağa attığımız elektrik enerjisinin büyüklüğünü anlatmaya yeter. Birde bunun tüm Türkiye de olduğunu düşünmek bile istemiyorum ama değişik illerdeki görüştüğüm arkadaşlarımda kendi il ve ilçelerinde de durumun Antalya ile aynı olduğunu söylediler.
Devlet bu sokağa atılan enerji açığını kapatmak için sürekli olarak elektriğe zam yapmayı sürdürüyor, oysa tüm Türkiye’deki sokak lambalarını zamanında yakıp zamanında söndürse en az elektriğe 5 yıl zam yapmayacak ama ne hikmetse ülkeyi yöneten bu akil adamlar bunu düşünmüyor yada düşünmek istemiyorlar.
Oysa fotosel röle üzerindeki lux ayarını biraz azaltmakla çözülecek bu sorunla nedense kimse ilgilenmiyor. Sakın unutmayalım sokağa atılan elektrik, bizim faturamıza zam olarak yansıyor. Şimdi Başta TEDAŞ olmak üzere ilin tüm yöneticilerini, (Vali, Kaymakam, Belediye başkanı) göreve çağırarak basit gibi görünen ama ülkemiz ekonomisine ağır yük getiren bu sorunun çözümü için göreve çağırıyorum.
Son olarak, bu kriz ortamında kişi ve Devlet olarak boşa harcanacak bir liramız bile olmadığı için, sokağımızda caddemizde boşa yanan bir sokak lambası görmek istemiyoruz.
Erdal KÖPRÜ
ekopru@yahoo.com
(2009-12-28 23:29:16) 533 kez okundu.