Kınıyorum
Kınıyorum,hatta millet olarak kınıyoruz hain saldırıları.Yıllardır bitmek bilmeyen bu iç savaşı sonlandıramıyoruz.Bunun için mi sayın Başbakanımız hiçbir başbakanın yapamadığını yaptı. Ancak eline yüzüne bulaştırdı. Kürt açılımı yapmaya kalktı daha beter saldırılara maruz kaldık.Gencecik yedi tane askerimizi şehit verdik.Günlerce haberlerde Abdullah Öcalan’ın kalacağı odayı izlettiler bizlere.Sanki suçlu biri değil suçsuz bir insanı nasıl rahat ettirebiliriz diye metre karelerine kadar medyaya yansıttılar.Oysa Ergenokon davasında içeri alınan onca insanın nasıl bir muamele gördüğünü biliyormusunuz. Halen Ergenokon davasının ne olduğunu bilmeyen onlarca yüzlerce vatandaş var. Fakat terörün ne olduğunu bilmeyen yok.Ne oluyor,neler oluyor bize.Kim bizi kurtaracak bu durumdan.Çok ilginç bir olay yaşadım bu gün.Bir arkadaşımızla sohbet ederken Varsak tarafında kapalı pazarda yapılan bir düğünde açılan bayraklardan bahsetti.
Biz Türk Milleti olarak bunları yaşamayı hak ettik mi?
Ülkemizi batırmak için ne gerekiyorsa yapılıyor. Bu daha başlangıç.İzleyin görün her geçen günü arayacak hal alacağız.
Allah yardımcımız olsun.
Başımız Sağolsun.
İki Kahve,biri askıda
Günümüzde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu unuttuğumuz şu günlerde benimde yaptığım küçük bir öyküyü sizlere anlatmak istiyorum.
(Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde bir cafe-bardayız. İçeriye giren müşterilerden biri barmene, "duecaffee, uno sospeso" -iki kahve biri askıda- diyerek siparişini verdikten sonra, iki kahve parası ödedi ama bir kahve içip gitti. Bunun üzerine barmen, tezgahın üzerinde asılı duran çiviye küçük bir kağıt astı.
Daha sonra ve ondan sonra gelen pek çok müşteri aynı şekilde sipariş verdiler. Çoğu insan bir kahve içerse, iki, iki kahve içerse üç kahve parası ödeyip çıktı kafeteryadan. Garson da her defasında tezgahın üzerindeki çiviye küçücük bir kağıt daha ekledi.
Bir süre sonra kötü giyimli, yoksul olduğu her halinden belli olan bir adam girdi içeriye, barmene "un caffee sospeso" -askıdan bir kahve- dedi. Barmen, diğer müşterilere gösterdiği nezaketi bu müşteriye de göstererek, dumanı tüten sıcacık bir kahve koydu adamın masasına. Yoksul adam kahvesini içtikten sonra, parasını ödemeden çıkıp gitti. Garson da tezgahın üzerindeki askıya taktığı kağıtlardan birini çıkarıp, çöpe attı. )
Toplumsal terbiyeye bundan güzel bir örnek olabilir mi? Yardıma muhtaç olan insanlara, bu yardımı istemelerine gerek kalmadan yardımcı olabilmek ya da yardımın yalnızca yaşamsal ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını anlayabilmek ne güzel. Evet kahve bir Napolili için bile yaşamsal bir ihtiyaç olmayabilir ama günlük yaşamda çok önemli bir yer tuttuğuna şüphe yok.
Ben bunu Antalya’da sadece birkaç yerde gördüm.Bir akşam eve giderken ekmek almak için uğradığım Perge Caddesindeki Karataş fırının önünde askıyı gördüğümde kendime ekmek almadan iki ekmek parası ödeyerek askıya iki ekmek astım.Üstelik kalmış bayatlamış değil fırından yeni çıkmış sıcak ekmek astım ve kendi ekmeklerimi alarak eve gittim.İnanın iki ekmek veya kahve bizi fakirde etmez zenginde.Bunu Antalya’da yaygınlaştırırsak ne mutlu bize.
Bol kazançlı ve sarı haftalar diliyorum size.
(2009-12-10 12:20:31) 490 kez okundu.