Site Ust
ic-ust
Üye simge
Logo
Üst Büyük Reklam Üst Küçük Reklam
Murat Dalkılıç Vavien'de izdiham yarattı
Ünlü Şarkıcı'dan frikikler
Antalya'nın Bu haftaki güzeli
Hüseyin Samut Müjdeyi verdi
 
 
 
Kategoriler
En çok gittiğiniz mekân hangisi?
Club Ceila
Soho
Ehl-i Keyf
Chocolate Bistro
Türk Kahvesi
La Grange
Minicity Canyon
Salinas
Club Vavien


 
 
Kategoriler
Milli Şuur
Yazar :     08 - 12 - 2009 11:52
321 kez okunmuştur
Milli Şuur
Türk olmayan öğrenciler artık andımızı  okumayacakmış.İlköğretim 4 ve 5. sınıflarda kurtuluş savaşı ve İslamiyet öncesi Türk tarihi verilmeyecekmiş...... Bu ülkede ben Türküm demek ırkçı ve şoven damgası yemek için yeterli. Batı beslemesi örümcekler ülkemiz üzerinde ağlarını yavaş yavaş örmekte bizlerde bu tuzağa göz göre göre düşmekteyiz.
 
Artısıyla eksisiyle bir döneme damgasını vuran devlet adamlarımızdan merhum Turgut Özal, milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı  olan Japonların Batı’ya meydan okuyan ilerleyişi karşısında, 1980’li yıllarda Japon eğitim sistemine ilgi duyar. Bu sebeple inceleme ve araştırma yapmak üzere bir Japon Pedagog heyetini Türkiye’ye davet eder. Alanında uzman olan bu Japon heyeti, ülkemizin çok değişik yerlerindeki okullarımızda inceleme ve araştırmalar yapar. Görüşme ve temaslarda bulunur. Sonra da bütün bu faaliyetlerin sonuçlarını takdim etmek üzere, zamanın Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’le birlikte Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkar. Eğitim alanında uzman olan Japon heyetinin kararı kısa ve kesindir. Derler ki:
 
Bizim programımızı size uygulayamayız çünkü “Sizin gençlerinizde milli şuur yok.”
 
Bu karar; Başbakanlıkta bulunan Türk yetkililer üzerinde bomba tesiri meydana getirir ve büyük bir şok yaşatır. Biraz şaşkınlık, biraz da hayret içinde:
 
“Nasıl yani…? Diyerek şu soru sorulur:
 
“Peki siz Japonlar, gençlerinize milli şuur verme adına ne yaparsınız? Hangi programı, nasıl uygularsınız ?”
 
Bunun üzerine Japonlar ilginç, ilginç olduğu kadar da bizim açımızdan acı acı düşündürücü olan şu cevabı verirler:
 
“Biz, sizden (Osmanlılardan) aldığımız “AMİN ALAYI” (Osmanlılarda çocuğun yaşı 4 yıl, 4 ay, 4 gün olunca Amin Alayı denen bir törenle eğitime başlatılırdı. Biz de bu eğitimle giriş yaparız. Ve ilk eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Bu çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle ve robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şok olan çocuklarımıza deriz ki:
 
“Gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha gelişmiş ve modern fabrikalar kurarsınız.” Daha sonra bu çocukları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp gezdiririz.
 
II.Dünya savaşında atom bombasıyla yerle bir edilen bu bölgeleri biz, gelecek nesillere ibret olsun diye aynen koruruz. Buraları çeşitli bilgiler vererek onlara gezdirir ve gösteririz. Atom bombasıyla hiçbir canlının ve bitkinin yaşayamaz hale geldi bu yerleri çocuklarımız büyük bir dikkat ve hayretle seyrederler. Bu gördükleri şeyler onların taze hafızalarında hiçbir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Ve yine deriz ki:
 
“Eğer siz çalışmazsanız, vatanınızı korumaz, milletinizi sevmezseniz, birlik ve dirlik içinde olmazsanız; işte böyle düşmanlar sizin ülkenizi bombalar, yakar, yıkar ve yaşanmaz bir hale getirirler. Ama çalışırsanız, güçlü olursanız düşmanlar size saldırmaya cesaret edemezler. Dünyadaki bütün insanlar size saygı duyarlar. Artık çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin…”
 
Bu ikinci şokla çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışkan bir Japon olmaya doğru ilk adımı atmış olurlar. Böylece de “MİLLİ BİR ŞUUR” kazanırlar.
 
Tam bu sırada orada bulunan Türk yetkililerden biri:
 
“İyi de bizim Hiroşima ve Nagazaki’miz yok ki” der.
 
Bunun üzerine Japonlar der ki:
 
“Sizin binlerce Hiroşima ve Nagazaki gibi değerleriniz var. Bizimkilerden çok daha etkili ve tesirli tarihi bölgeleriniz var. I.Dünya Savaşı içinde meydana gelen ve bir metre kareye altı bin merminin düştüğü Çanakkale zaferiniz var. Dünyanın en gelişmiş ve en güçlü ordularına karşı ve üstün teknolojiye rağmen Türkler olmazları olduruyor Kurtuluş Savaşını bütün dünyayı hayretler içinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İmanın, azmin ve iradenin tekniği yendiğini ispatlıyorlar.”

Halkınızda Milli Şuuru, Milli Birliği, Milli benliği oluşturamazsanız, ülkede de birlik ve bütünlüğü de oluşturamazsanız. Sonra da bir gün bölücülerle, bir gün ayrılıkçılarla, bir gün bir başkası ile uğraşmaya devam edersiniz. Ne zamana kadar, ya ülke 3-5 parçaya bölünene kadar, ya da Milli Birlik Şuuru tekrar oluşana kadar. 

Hiçbir şey için geç değildir, en kısa zamanda okullarda, önce öğretmenlerimize sonra öğrencilerimizde milli bilinci oluşturabilirsek çok kısa zamanda muasır medeniyetler seviyesine ulaşırız. Ya da içinden çıkamadığımız çukurun içinde debelenmeye devam ederiz. 
 

Erdal KÖPRÜ
ait diğer yazılar için tıklayın
Facebook'ta Paylaş
Bu yazıya toplam ( 0) yorum eklenmiştir.
 
 
   
 
Web Tasarım : Ediz Duman