Duvarlar
Almanya'nın başkenti Berlin'de, Doğu ile Batı'yı birbirinden ayıran Berlin Duvarı'nın yıkılışının 20. yıl dönümü on binlerce kişinin katıldığı görkemli bir törenle kutlandı.
Törenler esnasında Avrupa’ nın el güç değmez liderleri o yıkık duvarlar arasındaki geçmişe, büyük ve görkemli bir dağın üstünden bakar gibi bakıyorlardı.
Ve İrlandalı Rock Grubu U2, harika şarkılar söylüyordu.
Şimdi hepsi yan yana olan bu adamların belki hala hayatta olan dedelerinin bile hatırladığı o büyük Dünya savaşının galipleri, mağlup olanların yaralarını sardığına gerçekten memnun mudur?
Bilmiyorum … Ama gene de hepsi bir aradalar.
Bir aradalar, çünkü o duvarın yıkıldığı gün geçmişleriyle barıştılar.
Bir aradalar, çünkü artık zamanı gelmişti.
Bir aradalar, çünkü artık ‘başka duvarlar örmek için’ bir arada olmaları gerekiyor.
20 yıl önce Berlin Duvar’ ı ilk yıkıldığında gerçek bir tavır şarkısı olan ‘Wind Of Change’ yüz binlerin dilinde adeta gökleri yıkıyordu ve gerçek bir tavır adamı olan ‘Roger Waters’ unutulmaz bir konser veriyordu.
Ve ABD Başkanı Reagan, Gorbaçov’ u Duvar’ ın yanında uzlaşmaya çağırıyordu.
Şimdi; ‘Roger’ gitti ‘U2’ geldi, ‘Reagan’ gitti ‘Obama’ geldi. ‘Gorbaçov’ gitti ‘Medvedev’ geldi.
Başka ne oldu?
Sonra Doğu Avrupa’ nın bürokratik yapıları bir bir çökmeye yüz tuttu.
Sonra başta İslam Coğrafyaları olmak üzere, tüm mazlum milletler için bazı yalanlar uyduruldu.
Ve o yalanlara sığınarak ‘Utanç Duvarı’nın yerine; Adı ‘Güvenlik Duvarı’ olan yeni duvarlar yapıldı.
Gazze’ de, Ramallah’ da, Batı Şeria’ da; Irak’ da, Afganistan’ da ve Yugoslavya’ da.
Sonra o duvarların görünmeyenlerini beyinlerimize inşa ettiler.
Görünür olanlarını kanıksayalım diye.
Sonra batmaz denilen her şey batmaya başladı. Ama ilk önce Atlantik’ de.
J.K Galbraith’ in bahsettiği ‘Kuşku Çağı’ ile ilgili şeylerdi bunlar galiba.
Belki de acıması olmayan bir kapitalizm düşüncesinin efsane olmuş ‘tavır adamlarını’ bile sadece Şair Baki’ nin deyişiyle ‘hoş bir sada’ haline getirmesiyle ilgili şeylerdi.
Ama sonuçta bir şehrin ortasından geçen herhangi bir duvarın, iki kabadayılı bir dünyayı tek bir kabadayıya teslim ettiği o gün; Sadece bu yeni ‘sahip’ in borusunun öttüğü ve sadece onun düzeninin hüküm sürdüğü ve böylece tek tip, tek nizam ve ‘tam bir prototip’ olan ‘küre insanları’ haline geldiğimizi keşfetmemiz yaklaşık 20 yılımızı aldı.
Bu 20 uzun yılın sonunda; ‘Akıl çağı’ olmasını umduğumuz yeni yüzyıl bir çeşit ‘cinnete’ dönüştü.
Sonunda; Hep şüphe duyan o septik ve kaçınmacı tavrımızın aslında gerçek kişiliğimiz olmadığını keşfettik.
Ve belki de bir kez daha kandırıldık.
O halde bu duvar niye yıkıldı?
Ulus devletler yıkılsın, farklı kültürler imha edilsin, Dünya yere çalınıp yüz bin parçaya bölünsün ve sonra tekrar ve pürüzsüz bir şekilde yapıştırılsın diye mi?
Sonra bu yeni bütünü tek bir kabadayı hiç sıkıntı çekmeden yönetsin diye mi?
Beton duvarların yerine ‘sözde akıl çağının’ uyduruk duvarları dikilsin ve insanlar tecrit edilsin diye mi?
Avrupa’ nın kızıl ölüme bile meydan okuyan şansölyeleri, yeniyetme demokrasilerin cesetlerinin üstünden tüm dünyayı kuşbakışı süzsün ve akşamları bir kadeh şarap ve ‘Verdi’ eşliğinde kafasını dinlesin diye mi?
Batı kendi duvarlarını yıkıp birleşirken, diğerlerini bölsün diye mi?
Evet bundan tam 20 yıl önce bir duvar yıkıldı.
Ama galiba enkaz, 3. Dünyanın üretme özürlü ülkelerinin üzerine çöktü.
Tozunu; bizim Avrupalı gurbetçiler yuttu, Enkazı ise eski sömürgeler kaldırıyor.
avukat Ayça Sezer
(2009-11-16 14:38:04) 608 kez okundu.