Akdeniz Üniversitesi, Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe uzay alanında çalışmalar yapmak üzere kolları sıvadığını açıkladı. Önce uydu sonra mekik gönderileceği açıklandı. Hepimiz heyecanlandık; gözlerimiz gökyüzünde, kulaklarımız Akdeniz Üniversitesi’nden gelecek olan geri sayımda. Biz geri sayım beklerken kulaklarımıza Rektör Kurtcephe’nin sözleri geldi:
''Bugün bizden beklenen rol, büyük güç olmak ama bu sözle olmuyor. Bunun içini doldurmamız gerekiyor. Bu çağda da uzayda olmayan hiçbir devletin büyük güç olamayacağı fikrini taşıyorum Artık biz 1950'lerin, 70'lerin ülkesi değiliz. Bizim yetişmiş pek çok insanımız var. Tek sorun istihdam. O beyinleri çalışabilecekleri uygun ortamlara kavuşturmak görevi de bize düşüyor.''
GÖZÜMÜZÜ DİKTİK AYA GİDEMİYORUZ YAYA
Biz geri sayım beklerken üniversitenin otomasyon sistemindeki sıkıntılar nedeniyle açılışının bir hafta ertelendiğini duyuyoruz. 19 Eylül olarak planlanan dersler 26 Eylül'de başlayacak. Öğrencilerin hali nicedir diye soran yok! Üstelik gecikmenin nedeni olarak aybaşında uygulamaya başlanan yeni otomasyon sistemi olduğu duyuruldu. Zaman Gazetesi’nde, bazı öğretim üyelerinin e-üniversite adı verilen otomasyon sistemi çalıştırılamadığı ve kayıtlar bilgisayara girilemediği için derslerin başlama tarihinin ertelendiğini ve bu yeni sistemin KBB (kulak, burun, boğaz) uzmanı bir doktor tarafından hazırlandığını iddia eden yazı çıktı.
OTOMASYON KULAKÇIYA EMANET
Bizim kulaklar Akdeniz Üniversitesi’ndeyken sistemde kulakçıya emanet edilmiş haberimiz yok!. Hal böyleyken “Keller yağırlar birbirini ağırlar” diyivermişler. Biz böyle gidersek bırakın aya gitmeyi yaya gitmemiz bile zor. Önce uzaya uydu ve mekik gönderilecek haberi yapan; daha sonra da üniversitede otomasyon sisteminin çöküş haberini veren Zaman Gazetesi çalışanlarını yürekten kutluyorum. İşte habercilik örneği… Üniversitenin başarısını da, başarısızlığını da olduğu gibi aktarmış. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir. Geçenlerde iki yaygın basın ise 20 gün arayla aynı haberle bir bürokratı göklere çıkardılar. O da haber, bu da haber ne diyelim. Diyecek söz yok! Biz yine gözü uzaya dikelim…