Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, “Ergenekon” soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık’ın internette yayımlanan “İmamın Ordusu” isimli kitap taslağını okuduğunu açıkladı.
Kitabın alıntılarla dolu olduğunu söyledi. Kitap üzerinden tartışma yapmanın bizi bir sonuca götürmeyeceğini ifade etti. Bakan Ergün’ün, “Türkiye’de şunu herkesin görmesi icap ediyor ki, bazı şeyleri gizli saklı yapmak da mümkün değil. 21. yüzyıl, gizli bir faaliyet yapmanın neredeyse mümkün olmadığı bir yüzyıl.
Yani yasaklamalar açısından her şeyi yasaklamak mümkün değil; faaliyetler açısından da gizli faaliyet yapmak mümkün değil. Kim gizli faaliyet yaparım diye düşünürse yanılıyor veya her şeyi yasaklarım diye düşünüyorsa onlar da yanılıyor. Yüzyıl böyle bir yüzyıl değil” açıklamaları yüreğime su serpti.
Bakanım okuduysa sorun yok
İnternet ortamında benimle de paylaşmışlardı; ama açıp okumaya cesaret edemiyordum. Nasıl cesaret edeyim, sonunda yanmak var. Bakan Ergün de okuduğunu açıkladıktan sonra okumak gerekli diye düşündüm. “Düşündüm” derken dilim sürçtü. Düşünmek bizim işimiz değil. Benim yerime bakanım düşünmüş, bana uygulamak düştü. Aman ha! Sakın ha! Bakın karıştırmayın, ben düşünmeyenlerdenim. Sadece okuyanlardanım; lütfen karıştırmayın.
Dinimiz de ‘okuyun’ diyor
Bu arada Anadolu Lisesi’ne giden oğlum Almanca ve din dersinden sınava gireceğini söyleyip benden yardım istedi. Almancam olmadığı için Din Kültürü dersine yardım edebileceğimi söyledim. Dersten sorumlu oldukları konu ise, Hz. Muhammed’in hayatıydı.
Hz. Muhammed 610 yılının Ramazan ayında bir Pazartesi gecesi Hira Mağarası’nda düşüncelere daldığı anda Cebrail, Peygamberimize geliyor. “İkra”, yani “Oku” diye sesleniyor. Peygamberimiz korku ve endişe içinde, “Ben okuma bilmem” diyor; ama Cebrail yine “Oku” diye sesleniyor. Hz. Muhammed yine “Okuma bilmem” diyor. Cebrail ısrarla tekrar “Oku” diye seslenince, Peygamberimiz “Ne okuyayım?” diye sorar. Cebrail bunun üzerine, “Yaratan Rabbin adıyla oku. O insanı aşılanmamış bir yumurtadan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz iyilik sahibidir.
Kalemle öğreten odur. İnsana bilmediğini belleten odur” ayetini söyler. Kısa süre içinde oğlumu dersine çalıştırdım ve “İmamın Ordusu”na döndüm. İslam dini bile okumayı emrediyordu. Madem emrediyordu, o zaman benim de bu emre uymam gerekiyor deyip okudum. Kitap taslağı bir kere İmamın Ordusu değildi. “Dokunan yanar” isimli bir taslaktı. Martin Niemöller’in sözlerini ise her yerde okumuştum:
“Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı”.
Okumak güzel şey!