Ramaza boyunca oruca bağlı olarak insan metabolizmasının yavaşladığına dikkat çeken Ümit Hışır, uzun süreli açlığa bağlı olarak yavaşlayan metabolizmanın etkisiyle ramazan sonrasında tekrar eski alışkanlıklara dönülerek yemek yenilmesinin kilo alımına sebep olabileceğini vurguladı.
Hışır, ramazan dönemi öncesiyle aynı şekilde besleniliyor olunsa dahi metabolizma yavaşladığı için aynı besinlerle alınan enerjinin vucüda fazla geleceğine işaret ederek, bu sebeple öncelikli olarak metabolizmanın yeniden düzenlenmesi veya en azından eski haline getirilmesinin şart olduğunu dile getirdi.
Metabolizmanın hızlandırılmasında öğün sıklığının arttırılmasının oldukça önemli olduğunu ifade eden Hışır, gün içinde her 3 saatte bir meyve ve ayran gibi ara öğünler de konularak 5-6 öğün şeklinde beslenilmesinin hem kan şekerinin düzenli olmasını sağlayacağını hem de ana öğünlerde fazla miktarda besin tüketiminin önüne geçeceğini savundu. Hışır, metabolizmayı hızlandırmanın bir diğer yolunun da egzersiz yapılması olduğunu, bu kapsamda da günde 45 dakika orta tempoda yürüyüş yapılmasının yeterli
olacağını kaydetti.
Bayramda beslenme konusunda nelere dikkat edilmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Hışır, vatandaşlara bir takım uyarılarda bulundu. Bayram sabahı güne hafif bir kahvaltıyla başlanılmasını öneren Ümit Hışır, "Yemekler birden ve çok fazla miktarda değil, gün içerisinde az az miktarlarda öğünlere dağıtılarak tüketilmelidir. Öğle ve akşam yemekleri yağ miktarları düşük, kan şekerini hızla yükseltmeyecek besinlerden oluşmalı; öğünler tüm besin gruplarını kapsamalıdır.
Ramazan süresince kişilerde sıvı alımı düşer. Bu yüzden mutlaka bayramlarda ve sonrasında başta su olmak üzere ayran, komposto gibi su oranı yüksek sıvı gıdalar ile günlük ihtiyacımız karşılanmalıdır" dedi. Bugün gelinen noktada bayram sofralarının zenginliğinin bir gelenek haline geldiğini vurgulayan Hışır, bu sebeple de bayram sofralarındaki yiyeceklerin çok çeşitli olması, bunların sağlıklı ve beslenme kurallarına uymasının başta sindirim sisteminin zorlanmasıyla birlikte birçok sağlık sorununu da beraberinde getireceğini anlattı.
Bayram sofralarında en çok yapılan yanlışlardan birinin de çok çabuk ve yeterince çiğnemeden yemek yenilmesi olduğunu belirten Hışır, "Sindirim bilindiği gibi önce ağızda çiğnemeyle başlar ve beyin doyma emrini 15-20 dakikada verir. Çabuk yemek yediğimizde doyma emrini henüz alamadığımız için kendimizi hala aç hissederiz ve gereğinden fazla yemek yeriz. Ayrıca ağızda yeterince çiğnenmeyen yiyecekler, sindirim sistemini zorlayacağı için zamanla birçok hastalığa ve probleme neden olacaktır. Gerek bayramda,
gerekse normal öğünlerde yiyecekleri mümkün olduğu kadar yavaş yemeli ve çok iyi çiğnemeliyiz. Bayramda da normal zamanlarda olması gerektiği gibi azar azar ve sık sık beslenilmeli ve öğünlerde tüketilen besinlerin miktarı ve kalorisi normal zamandakine benzer olmalıdır. Bunun yanında günlük 2,5-3 litre su ve sıvı tüketilmesi gerekliliği de unutulmamalıdır" diye konuştu.
Oruçluyken boş kalmaya alışkın olan midenin, normalde alışkın olduğu miktardan fazla yemek yenilerek yüklenildiğinde sindirimin zorlaşacağını, bunun da midede ağırlık, ekşime, yanma, bulantı gibi sorunlara yol açacağı uyarısında bulunan Hışır, bunun yanında bağırsaklarda şişkinlik, kabızlık ve gaz gibi problemlerle de karşılaşılabileceğini söyledi. Bayram sofralarında sadece yenilebileceği kadar yemek bulundurulmasının hem vücuda boş yere yükleme yapılmasının önüne geçeceğini hem de sağlığın korunacağını
dile getiren Hışır, bayramda bireylerin nefislerine hakim olmaları, vücuda boş enerji veren çikolata ve tatlılardan da fazla yenilmemesi tavsiyesinde bulundu. Hışır, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Yağlı olan çikolatanın ve sindirimi zor olan hamur tatlılarının fazla tüketilmesi mide bozulmasına, kusmaya ve ishale sebep olabilir. İkram amaçlı sunulan her tatlıyı kabul etmeyerek, aralarında en hafif olan sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek yine sağlıklı birer seçim olacaktır."
Aşırı miktarda şekerli gıda tüketiminin dişlere de zarar vereceğini, dişteki mine tabakasına yapışan şekerlerinse burada bakteriyel salgıları arttırak asit oluşturup dişlerin çürümesini sağlayacağının altını çizen Hışır, bayramda artan kahve ve çay tüketiminin aşırı miktarda alınması durumunda da; uykusuzluk, mide problemleri ve kalp ritmi bozuluğu gibi sağlık sorunlarını da beraberinde getirebileceğini kaydetti. Diabet ve kalp hastalarının yanı sıra mide rahatsızlığı olanların, tansiyon hastaları ve böbrek yetmezliği olan hastaların var olan diyetlerini bozmaması ve diyetlerinin yasaklarına uymalarının önemli olduğunu vurgulayan Hışır, "Ayrıca 45 yaş ve üstü tüm yetişkinlerin şekerli, yağlı yiyecekleri fazla tüketmelerinin; yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi önemli metabolik hastalıklara zemin hazırlayacağı da unutulmamalı" dedi.
antalya diyethaberleri